Browsing Category

Gezi Notları

Gezi Notları

Köprülü Kanyon Notları

31 Ağustos 2015

DSC_9985i

Antalya’da serin ve eğlenceli bir gün geçirmek isterseniz mutlaka Köprülü Kanyon’a gitmelisiniz. Köprüçay Imağı’nda rafting yapmak harika bir deneyim ama güzel zaman geçirmek için rafting yapmanız şart değil. Irmak boyunca sıralanmış tesislerden birinde oturup balığınızı yedikten sonra muhteşem manzaraya karşı çayınızı yudumlayabilirsiniz. Fiyatlar oldukça makul. Yemeğinizin ardından güzel fotoğraflar çekebilirsiniz. Özellikle köprünün bulunduğu kısım fotoğraf çekmek için birebir. Dilerseniz uygun bir yerden buz gibi suya girebilirsiniz. Irmak kenarında çadırlar göreceksiniz. Burada özel kamp alanlarında kamp yapma şansı da var.

DSC_9956i

Köprülü Kanyon’a konakladığınız tatil beldesinden turlarla gelebileceğiniz gibi kendi aracınızla da gelip tesislerden birinde rafting yapabilirsiniz. Seçeceğiniz tesisi iyice araştımanızı ve rehberinizin her dediğini uygulamanızı tavsiye ederim. Bir de seçme şansınız varsa Köprülü Kanyon’a hafta sonu yerine hafta içi gidin, nedenini müthiş kalabalığı görünce anlayacaksınız.

DSC_0084i

2-2,5 saat süren rafting sırasında tepeden tırnağa ıslanacaksınız, kaçış yok. Su savaşına katılmayanı dövüyorlar, pardon ıslatıyolar:) Bir de rafting sırasında birkaç kez mola veriliyor ve dileyenler buz gibi suya atlıyor.  Bu yüzden giysilerinizin içine mayonuzu giymeyi unutmayın, yanınıza yedek mayo ya da içi çamaşırı, yedek şort ve terlik alın. Rafting yaparken ıslanmaya uygun bir spor sandalet ya da spor ayakkabı giyerseniz iyi olur. Parmak arası terlikler bu iş için pek uygun değil. Temmuz ve Ağustos aylarında rafting yaparsanız çok eğleneceksiniz, arada ufak ufak adrenalin salgılayacaksınız ama bu adrenalin bana yetmez diyorsanız nisan ayında rafting yapmalısınız. Adrenalin sevenler için kano kiralamak da daha heyecan verici bir tercih olabilir.

Köprülü Kanyon’da yan yana 2 tane zipline var ama özellikle birisi oldukça alçaktan gidiyor. İlk kez zipline deneyimi yaşayacaklar için iyi bir başlangıç olabilir. Yalnız dikkat etmezseniz zipline’ın  altında yürürken kafanıza şiddetli bir tekme yiyebilirsiniz.

DSC_0073i

Rafting sona erdiğinde tesisinize ulaşıyosunuz, üzerinizi değiştirdikten sonra asma yaprağına sarılarak ızgarada pişirilmiş alabalığınızı yiyorsunuz. Balığı bu kadar beğenmemde çok acıkmış olmamın ve muhteşem doğanın etkisi var mı bilmem ama balıkların buz gibi suda yetişmesinin etkisi olduğu kesin.

Benim fotoğraflarımda köprüyü göremeyeceksiniz çünkü konakladığımız tesis köprüye uzaktı. Tabi bir de rafting yaparken yanınıza fotoğaf makinesi alma şansınız olmuyor.

İşte ilk kez rafting yapan birinin deneyimleri bu kadar.

Gezi Notları

Düzce Gezi Notları

23 Ağustos 2015

Malum mevsim yaz. Yemek yazılarıma biraz ara verip gezi notlarımı paylaşayım istedim, umarım sıkılmadan okursunuz.

Düzce, şelaleri, gölleri ve yaylaları ile yemyeşil bir il. Düzce’ye daha önce de gitmiştim ve çok sevmiştim. Haftasonunu değerlendirelim dedik ve iki günlük mini bir tatil yaptık. Son günümüz yağmurlu da geçse gittiğime yine çok memnun oldum. Gitmeyenler için bir fikir verir düşüncesiyle gezimizin bir özetini vereyim diyorum.

1.gün: Efteni Gölü, Güzeldere Şelalesi, Akçakoca 

Düzce’nin merkezinde bir otele yerleştik. 2 yıldızlı olmasına rağmen yeterince temizdi ve beklentilerimizi karşıladı.Merkezde bunun gibi başka oteller de bulabilirsiniz. Zaten Düzce’de otelde fazla vakit geçirerek vakit kaybetmemek lazım, değil mi?

Kahvaltımızı yaptıktan sonra Efteni Gölü’ne gitmek üzere yola çıktık.

Efteni Gölü merkezden yaklaşık 10 km uzaklıkta, bizim ulaşmamız yaklaşık 30 dakika sürdü.

Efteni_golu

Efteni Gölü, kuşların konakladığı bir göl olduğu için uzun vakitler geçireceğiniz bir yer değil. Kısa süre ziyaret edilmesi ve kuşları ürkütmemek için fazla gürültü  yapılmaması gereken bir göl. Sabahın erken saatlerinde fotoğraf çekmek için uğradık Efteni Gölüne. Yalnız gittiğimizde gölün etrafı çöple doluydu ve bir görevli çöpleri topluyordu ama karşılaşıtığımız görüntü üzüntü vericiyidi. 5 sene önce gittiğimizde gölün etrafı daha iyi durumdaydı.

Efteni_Gölü_2Efteni Gölü’nde 175 tane kuş türü varmış. Bunların 123 tanesi Dünya Doğayı Koruma Birliği’nin Kırmızı Listesine göre tehlike altındaymiş. Ayrıca, 11 balık türü, 2 çift yaşamlı tür, 6 sürüngen türü, 9 memeli türü ve 14 omurgasız türü  bulunduğu tespit edilmiş.

1950’den itibaren yerleşim yeri, hayvancılık ve tarım amacıyla kurutulmaya başlanmış ve bunun sonucunda Efteni’de konaklayan su kuşları yok denecek kadar azalmış.

 

 Efteni hakkında farklı efsaneler var;

Günün birinde Zeus’un aklına esmiş, ”varıp şu ölümlülerin arasına nicedir halleri bir göreyim” demiş. Yanına Hermes’i de alarak Olympos’tan yeryüzünde bir eve gelmişler. Bin ev dolaşmışlar ama kimseden konukseverlik görememişler. Sonunda harap bir kulübeye gelmişler. Yaşlı bir kadın birşey sormadan içeriye buyur etmiş onları. Yaşlı kadın ve içerideki yaşlı bir adam ellerinde ne varsa sunmuşlar misafirlerine. Yaşlı kadın ve adam sofraya koydukları yemeklerin hiç eksilmediğini görmüşler. Konuklar ”bizler ulu kişileriz” demişler. ”Komşularınız hakettikleri cezaya çarptırılacak ama size hiç kötülük gelmeyecek, yalnız evinizi bırakıp bizimle dağın tepesine gelin” demişler. Tepeye çıktıklarında tüm şehrin sular altında kaldığını görmüşler. Yaşlı çift uzun yıllar saadet içinde yaşamışlar. Birlikte ölmeyi dilemişler. Birer ağaca dönüşmüşler ve gelen geçen çelenkler asmış dallarına.

Başka bir rivayete göre gölün altında bir kent varmış. Bu kent sellerle sular altında kalmış.

Bir rivayete göre ise Efteni Gölü adını bir Biznas kraliçesi olan Eftalya’dan almış.

Efteni Gölünden sonra kısa bir yol alarak Güzeldere şelalesine ulaşabilirsiniz. Şelaleye ulaşmadan önce biraz merdiven inmek gerekiyor, tabi bu inişin bir de çıkışı oluyor ama buna değer. Merdivenlerin kenarındaki bankalarda biraz mola verip yüksek ağaçların ve muhteşem ışığın keyfini çıkarın. Yalnız Güzeldere şelalesi bundan 5 sene öncesinde daha sakin bir yerdi. Bu sene şelalenin girişi adeta bir piknik alanına dönüşmüş. Tabi ben eski halini tercih ederdim.

Gelelim Akçakoca’ya. Akçakoca şirin bir sahil kasabası. Sahildeki çaybahçelerinde çay içebilirsiniz, fiyatlar çok makul. Otelimizdeki resepsiyon görevlisi gün batımında Ceneviz kalesinde olmamızı tavsiye etmişti. Kale ziyarete kapalıydı ama kapının kenarındaki küçük aralıktan geçerek kaleyi gezdik. Oldukça bakımsızdı. Kalenin içerisinde küçük bir çaybahçesi olsa gün batarken Karadenize karşı çay içmek ne güzel olur diye düşündüm. Açıkçası hayal kırıklığına uğradım. Umarım ileride daha bakımlı bir yer haline dönüşür. Bu kısa Akçakoca ziyaretinden sonra Düzce’ye otelimize döndük.

akcakoca

DSC_7591i

2.gün: Aydınpınar Köyü ve Şelaleri-Samandere şelalesi:

Aydınpınar köyü yeşillikler içerisinde güzel bir köy. Köyde fazla tesis yok. Biz içerisinde şirin bungalovlar olan bir tesiste güzel bir kahvaltı yaptıktan sonra şelalelere doğru arabayla tırmanışa geçtik. Bu arada unutmadan bu tesisten aldığımız tarhana çok lezzetli çıktı. Daha fazla almadığıma hayıflandım. Aydınpınar’da çok sayıda küçük şelale var. Tabi kısıtlı sürede hepsini gezemedik ama gördüklerimiz çok güzeldi. Burası tam bir trekking parkuru.

DSC_8617iiiDSC_8666iii

Samandere şelalesi Düzce’ye 26 km uzaklıkta. Şiddetle akan çok güzel şelaleler, şirin bir ahşap köprü göreceksiniz. Suyun kenarındaki taşlara oturup biraz vakit geçirin. Su sesi size iyi gelecek. Düzce’nin heryerinde olduğu gibi burada da bitki örtüsü çok zengin. Şelalenin etrafında yürüyüş parkurları ve mesire alanları da var.

DSC_8557i

Yemek konusuna gelince Düzce’de bolca köfteci var. Köftenin yanında da mutlaka şıra. Ben yediğim köftelerin hepsini beğendim ama şıra bana fazla tatlı geldi. Yine de bir tadına bakın derim. Düzce’nin merkezinde bulunan közde köfte yapan Lezzet Köftecisi’ni ve Yamaçlar’ı tavsiye ederim.

DSC_0016i